|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Avni Lifij 93 savaşı sırasında Kafkasya’nın Kuban Bölgesi’nden Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğudur.Aile Hüseyin Avni’nin doğumundan bir kaç ay sonra İstanbul’a yerleşti.İlk öğrenimini mahalle mektebinde başlayan Hüseyin Avni Fransızcaya olan özel ilgisi nedeniyle yabancı dil öğrenimine yöneldi. Numune-i Terakki ‘de okuduğu yılarda sanata yeteneği biçimlemeye başladı. Karakalem oto portreleri çevresindekilerin dikkatini çekti. Ayasofya’da o yıllarda mimari çizimler yapan Henry Prost ile tanışması sanat öğrenimi için Sanayi-i Nefise’ye başvurmasına yol açtı.Osman Hamdi onun resimlerini Avrupa’ya öğrenci göndermek isteyen Şehzade Abdülmecid’e gösterince Hüseyin Avni ‘ye Avrupa’nın kapıları açılmış oldu.Ancak Avrupa’ya gitmek için Sanayi-i Nefise’de kısa dsa olsa okumak gerekiyordu,bir yıl kadar süren bir eğitimden sonra Paris Güzel Sanatlar Okulu’na gönderilen Hüseyin Avni Cormon ‘un Atölyesi’ne yazıldı. Ancak Paris’te bulunduğu yıllarda daha çok simgeci ressamlara ilgi duydu.Lifij’in ilk çalışmaları Galatasaray sergileri paralelinde başlar sonradan büyük boyutlu dekoratif kompozisyonlara yönelir.Ölümünden sonra ilk sergisi 1931’de sanatçının bir ara genel yazmanlığını yaptığı Sanayi-i Nefise Birliği Salonu’bda(alay köşkü) düzenlendi 1968’de akademi salonunda bütün dönemlerini kapsayan geniiş bir sergi yapıldı.Avni Lifij içinde yer aldığı Çallı kuşağı olarak bilinen grubun sanat anlayışını paylaşmaz düşünsel içerik,şiirsel alegori,onun resimleri daha çok Fransız sembolistlerinn ya da romantiklerinin sanat anlayışına yaklaşıktır.Gölgesi ufka düşen ağaçlar selvilikler kızılması bir güneşin aydınlattığı gizemli manzaralar ,melankolinin ördüğü ıssız yollar,iç dünyanın dışa vurumu, karmaşık ilişkiler Lifij’in resimlerine,içli bir şiirsellik katar.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||